Dış Politika

Dış Politika

RUSYA İLE İLİŞKİLERDE STRATEJİK ORTAKLIK: AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ

Türkiye ile Rusya son dönemleri ve Kurtuluş Savaşı’ndaki desteği saymaz isek tarih boyunca özellikle Osmanlı Devleti ile Soğuk Savaş Dönemi’nde sıkıntılı ilişkilere sahip, çokça savaşmış iki ülkedir.

Fakat sıkıntılı ilişkilere rağmen iki ülke arasında işbirlikleri de yok değildir. Son dönemlerde ise 2016 yılındaki uçak krizini saymaz isek gelişen ve birçok alanda işbirliği yapılan bir dönem yaşanmaktadır.

Türkiye ile Rusya arasında stratejik alanlarda yapılan işbirliğine en önemli örneklerden, belki de en önemli alan nükleer santraller konusundadır. Türkiye artan enerji ihtiyacını karşılamak amacı ile ve enerjide dışa bağımlılığı azaltmak amacı ile nükleer enerji alanına yönelmiştir. Bu konuda Rusya ile Mersin Akkuyu’da bir nükleer santral yapmak için 12 Mayıs 2010 tarihinde bir anlaşma imzalanmış ve bu anlaşma 6 Ekim 2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Mersin Akkuyu’da inşa edilecek olan ve her biri 1200 megavattan oluşan 4 reaktörden oluşan santralin 20 milyar dolara mal olması beklenmektedir. Nükleer Güç Santrali’nin ömrü 60 yıl olacaktır. Santral üretime başladığında Türkiye enerji ihtiyacının yaklaşık ’unu karşılaması hedeflenmektedir. İlk etapta projenin temelinin atılmasından 7 yıl sonra ilk ünitenin faaliyete girmesi beklenmekte iken 2023 yılına yetiştirilmesi planlanmaktadır. Santralin temeli ise 4 Nisan 2018 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından atıldı.

Bu noktada proje süreci ile santralin inşasından sonraki süreç hakkında biraz bilgi vermemiz gerekiyor. 27721 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Türkiye Cumhuriyeti’nde  Akkuyu Sahası'nda Bir Nükleer Güç Santralinin Tesisine Ve İşletimine Dair İşbirliğine İlişkin Anlaşma” ya göre Proje Şirketi, Rus Tarafı'nca yetkilendirilen şirketlerin doğrudan veya dolaylı olarak başlangıçta % 100 (yüzde yüz) hisse payına sahip olacak şekilde NGS tarafından üretilen elektrik de dahil olmak üzere, NGS'nin sahibidir. Rus Yetkili Kuruluşları'nın Proje Şirketi'ndeki toplam payları, hiçbir zaman %51’den (yüzde elli birden) az olamaz. Proje Şirketi'nin geride kalan azınlık hisselerinin dağıtımı, her zaman, ulusal güvenlik ve ekonomi konularında ulusal çıkarların korunması amacıyla Tarafların rızasına tabidir. Her bir Güç Ünitesinin ticari işletmeye giriş tarihinden sonra 15 (on beş) yıldan daha erken olmamak kaydıyla, Proje Şirketi, NGS ömrü boyunca, NGS Ünite 1, Ünite 2, Ünite 3 ve Ünite 4 için, Türk Tarafı'na yıllık bazda Proje Şirketi'nin net kârının % 20'sini verecektir. NGS'nin tasarım ve inşası finansmanına yardımcı olmak açısından Rus Tarafı, Proje'de kullanılmak üzere Rus menşeli malların (iş ve hizmetler) alınması için tercihli şartlar ile finansman sağlar.

Anlaşmada Rusya lehine önemli maddeler bulunmaktadır. Anlaşmaya yukarıda zikredilen Resmi Gazete’den ulaşılabilir. Yapılan anlaşmada çevresel bakımdan en önemli madde Nükleer Santral’in işletilmesi sırasında ortaya çıkan atıkların Rusya’ya götürülmesi konusudur. Lakin burada da bu atıkların taşınması sırasında ortaya çıkabilecek problemler önem arz etmekte ve bu süreçte dikkatli olunması gerekmektedir. Santralde kullanılacak yakıt konusunda ise Proje Şirketi ve tedarikçiler arasında yapılan uzun dönemli anlaşmalar bazında tedarikçilerden temin edileceği belirtilmiştir.  Proje şirketinin Rus şirket olduğu düşünüldüğünde yakıtın Rusya’dan getirileceği tahmin edilmektedir.

Sonuç olarak Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı azaltması gerektiği gerçeği ortada durmaktadır. Bu noktada ise Nükleer Santral önemli bir adımdır. Lakin yapılan anlaşmada Rus tarafına ciddi tavizler verilmesi göz önünde bulundurulmalıdır. Aynı zamanda Rusya ile bu kadar çok yakınlaşmanın da avantaj ve dezavantajları konusu önem taşımaktadır.